İçindekiler
Tarih meraklıları için Türkiye adeta açık hava müzesi gibi. Binlerce yıllık medeniyetlerin izleri, taşlara kazınmış hikâyeler ve hâlâ ayakta duran yapılar… Anadolu’yu gezdikçe insan şunu fark ediyor: Burada tarih sadece kitaplarda değil, toprağın hemen altında, bazen de gözünüzün tam önünde. Bu yazıda, tarih tutkunları için Türkiye’de mutlaka görülmesi gereken en iyi 10 antik kenti
Efes Antik Kenti (İzmir)
Efes Antik Kenti, Antik Çağ’da yalnızca Anadolu’nun değil, tüm Akdeniz dünyasının en önemli merkezlerinden biriydi. Liman kenti olması sayesinde ticaretle zenginleşmiş, kültür ve sanatla büyümüştü. Bugün Efes’te yürürken, mermer döşeli Kuretler Caddesi’nde adımlarınız yankılanır. Celsus Kütüphanesi’nin görkemi, Büyük Tiyatro’nun heybeti hâlâ insanı şaşırtır. Burası sadece gezilecek bir yer değil; geçmişle göz göze gelinen nadir alanlardan biridir.
Bergama Antik Kenti (İzmir)
Bergama Antik Kenti, bilimin ve şifanın merkezi olarak bilinir. Pergamon Krallığı döneminde tıp alanında çığır açan Asklepion, dönemin en önemli sağlık merkezlerinden biridir. Akropol’den bakıldığında ovaya yayılan manzara, insanı yüzyıllar öncesine götürür. Bergama, yalnızca yapılarıyla değil, düşünce tarihiyle de iz bırakmış bir antik kenttir.
Truva Antik Kenti (Çanakkale)
Truva Antik Kenti, efsane ile gerçeğin iç içe geçtiği nadir yerlerden biridir. Homeros’un destanlarına konu olan Truva Savaşı, bu topraklarda anlatıdan gerçeğe dönüşür. Üst üste kurulmuş şehir katmanları, Truva’nın binlerce yıl boyunca nasıl yaşadığını gösterir. Burada dolaşırken, her taşın ardında yeni bir hikâye saklıymış gibi hissedersiniz.
Hierapolis Antik Kenti (Denizli)
Hierapolis Antik Kenti, Pamukkale travertenleriyle birlikte düşünülmesi gereken bir antik kenttir. Antik çağda kutsal sayılan termal sular, burayı hem şifa hem de inanç merkezi hâline getirmiştir. Tiyatrosu, nekropol alanı ve kutsal havuzu, Roma döneminin izlerini açıkça taşır. Hierapolis, doğa ile tarihin kusursuz şekilde birleştiği yerlerden biridir.
Aspendos Antik Kenti (Antalya)
Aspendos Antik Kenti, dünyanın en iyi korunmuş antik tiyatrolarından birine ev sahipliği yapar. Bugün bile akustiğiyle hayranlık uyandıran bu tiyatro, binlerce yıl önceki mühendislik bilgisinin ne kadar ileri olduğunu kanıtlar. Aspendos’u özel kılan şey, hâlâ yaşayan bir yapı olmasıdır; konserler ve etkinliklerle tarih yeniden nefes alır.
Patara Antik Kenti (Antalya)
Patara Antik Kenti, Likya Birliği’nin başkenti olmasıyla öne çıkar. Demokrasi tarihinin en eski meclis binalarından biri burada yer alır. Aynı zamanda uzun sahiliyle doğa severleri de cezbeden Patara, tarih ve denizi aynı anda yaşamak isteyenler için eşsizdir.
Side Antik Kenti (Antalya)
Side Antik Kenti, antik kalıntıların modern yaşamla iç içe geçtiği nadir örneklerden biridir. Apollon Tapınağı’nda gün batımını izlemek, tarih tutkunları için unutulmaz bir deneyimdir. Limanı, tiyatrosu ve sütunlu caddeleriyle Side, Roma döneminin Akdeniz’deki gücünü yansıtır.
Aphrodisias Antik Kenti (Aydın)
Aphrodisias Antik Kenti, sanatın ve estetiğin ön planda olduğu bir antik kenttir. Heykeltraşlık okulu sayesinde Roma dünyasında ün kazanmıştır. Günümüze kadar ulaşan stadyumu ve tapınak kalıntıları, kentin ihtişamını hâlâ hissettirir.
Hattuşa Antik Kenti (Çorum)
Hattuşa Antik Kenti, Hitit İmparatorluğu’nun başkentidir. Anadolu’nun en eski ve güçlü uygarlıklarından birine ev sahipliği yapmıştır. Dev surlar, anıtsal kapılar ve Yazılıkaya’daki kaya kabartmaları, bu toprakların ne kadar derin bir geçmişe sahip olduğunu gösterir.
Nemrut Dağı (Adıyaman)
Nemrut Dağı, sadece bir antik kent değil, aynı zamanda benzersiz bir anıttır. Kommagene Kralı Antiochos’un tanrılarla kendini eşit gördüğü bu zirvede, dev heykeller gün doğumu ve batımında bambaşka bir atmosfere bürünür. Nemrut, tarih ile mistisizmin iç içe geçtiği etkileyici bir duraktır.